
Dünyamız her geçen gün çığ gibi çevre sorunlarının altında ezilmekte, yaşanır bir gezegen olmaktan çıkmaktadır. İnsanlık bindiği dalı kesercesine yok ettiği ekolojik dengelerin sonucunda, kısa zamanda yok olma tehditi altındadır. Ne yazık ki bu durumun farkında olanları sayısı yok denecek azdır.
Aç gözlülük, lüks yaşam hevesinin yaygınlaşması, aşırı tüketim alışkanlıkları gibi nedenlerle insan kaynaklı olarakhızla tüketilmekte ve kirletilmektedir.
Bunun getirdiği küresel iklim değişikliği, tüm insanlığın maddiyatve hayatiyet bakımından büyük bedeller ödemesine sebep olmaktadır. Önümüzdeki dönemde bu bedeller daha da büyük birhızla artmaya devam edecektir. Dünyada İklim ve çevre sorunları, enerji sorunlarından daha vahim ve tedbir alınması gereken daha öncelikli bir sorundur.
Küresel ısınmanın etkisi nedeniyle ;
- Tropikal Kasırgaların sayısında ve kuvvetinde önemli artışlar,
- Sıcak hava dalgasından dolayı yaygın ölümler,
- Yağış azlığı nedeniyle su kıtlığı ve buna bağlı derin kuraklıklar, buna bağlı olarak hidroelektrik santrallerinin devre dışı kalması ve sonucunda enerji sıkıntısı,
- Sıcaklıklara bağlı alarak giderek artan orman yangınları,
- Tarımsal üretimde önemli azalışlar,
- Sağlıklı kalabilmek amacıyla (soğutma, serinletme) yüksek enerji tüketimi,
- Meteorolojik karakterli doğal afetlerin sayısında ve kuvvetinde önemliartışlar olacaktır.
Türkiye’nin en zayıf ve en duyarlı bölgesi İç Anadolu Bölgesi ile Doğu Anadolu Bölgesidir. Milli Güvenliği ilgilendiren bu konuyla alakalı olarak alınması gereken acil olarak hiç boş alan kalmayacak şekilde her yerin daima yeşil kalabilen ağaçlarla ağaçlandırılması gerekir. Çünkü:
- Ormanlar güneşten gelen kısa dalga boylu radyasyonun büyük kısmını kendisi absorbe ettiğinden (albedosu düşük olduğundan) Atmosferin aşırı ısınmasını engeller.
- Yağış oluşmasına önemli katkı sağlar.
- En önemli CO emicisi ve Oksijen kaynağıdır.
- Yaprakların altıyla yer arasındagüçlü bir mikro klima alanı oluşmaktadır.
- Gündüz etkili olan direkt güneş radyasyonu ile gecelerive soğuk kış günlerinde yaşanan aşırı soğumalardan kaynaklanan olumsuz etkilenmelere karşı toprağın ve taban canlılarının korunmasını sağlar.
Bunun yanı sıra:
- Yer altı sularının kullanımı konusunda ciddi bir disiplin oluşturulmalı
- Mümkün olduğu kadar sulak alan oluşturularak “MikroKlima Alanları” oluşturulmalı
- Yeraltındaki büyük boşluklara tatlı su şarj edilerek buraların depo olarak kullanılmalı
- Enerji tüketimi azaltılmalı ve yenilenebilir enerji kaynakları kullanılmalı
- Çevrenin ve atmosferin korunmasına (gerekirse zorlama yapılarak) önem verilmeli .
- Çözümü başka yerde (BM, Kyoto Protokolü, vb.) aramak yerine gerçekçi çareler üretilmeli.
- Su konusundaki hesap doğru yapılmalıdır.
Zira, tatlı su kaynakları Hidrolojik çevrimin en son ürünü olan yağmur ve kara bağlıdır. Hidrolojik döngüdeki bozulma her şeyi altüst edecektir.
Konuyla ilgili olarak önerilen çalışmaların odağında teknolojik önlemler ve siyaset geliştirme yer almaktadır. Ancak bu önlemlerin hayata geçirilmesi bu işi yapacak insanların bilincindeki gelişmelere bağlıdır. Yanlış bilgilendirme bombardımanı altındaki insanların kafalarındaki soruları yanıtlamadan etkili bir çözüm gerçekleştirmek olası değildir.
Bu nedenle konunun etik çözümlemeleri ve çevre bilinci ve ahlakına sahip yeni insanın oluşması, insanlığın hayatta kalmasının tek çaresi olarak düşünülmelidir.
Mahmut Gürgan


