Tuz Gölü, Kum Çölü olacak

21 07 2011


Kum Çölü olacak

Tuz Gölü’nde açılması planlanan 10 adet yeni tuzla alanının milyonlarca ton taş ve toprakla gölü ikiye böleceği ve kurumasını hızlandıracağı bildirildi.

Aksaray Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Harita Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Semih Ekercin, yaptığı açıklamada, kuraklık tehdidiyle yok olma noktasına gelen Tuz Gölü’nün son yıllardaki yağışlarla birlikte toparlanma sürecine girdiğini söyledi.

Tuz Gölü’ndeki bu olumlu gelişmeye karşılık, açılması planlanan yeni tuz sahalarının göl için olumsuz bir gelişme olduğunu savunan Ekercin, “Tuz Gölü’nde 10 adet yeni tuzla alanı açılması planlanıyor ve bu havuzlar gölün kurumasını hızlandıracağı için büyük tehdit oluşturmaktadır” dedi.

Tuz Gölü’ndeki su rezervinin tuz üretimi yapan işletmeler için bile yetersiz kaldığını ve yeni tuz havuzlarının gölü ikiye böleceğini kaydeden Ekercin, şunları ifade etti: Yazının devamını oku »





Meke Gölü kirlilikten köpürmeye başladı

3 12 2010

MEKE Gölü, küresel ısınma ve yeraltı sularının çekilmesinden dolayı kurumaya başlarken, kirlilikten de suyu köpürüyor. Adacıklar oluşan gölün tabanı da çamurlaşırken, tuz kristalleri ve kırmızı bir renk oluştu.

 

Selçuk Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Güler Göçmez, göldeki kirlenmeden dolayı köpüklenmenin oluştuğunu söyledi. Meke Gölü’nün 5 milyon yıl önce volkonik patlamalar sonucu oluşuğunu ifade eden Yrd.Doç.Dr. Göçmez, “İlk patlama ile göl alanı, ikinci patlama ile gölün içindeki volkanik tepe oluşmuş. Yeraltı ve yüzey sularının birikmesi ile göl oluşmuş. Ancak son yıllarda küresel ısınma ve değişen iklim şartları nedeniyle Meke Gölü, beslenenemekte. Yeraltı suları çekilmekte ve suyu besleyen kaynaklar kurumakta. Bölgede yağışın az olması ve buharlaşmanın da yüzde 100’ün üzerine çıkması nedeniyle göl beslenememekte. Gölün su seviyesi azalmaktadır” dedi. ;

Yazının devamını oku »





Marmara Denizi can çekişiyor

26 09 2010

Gemlik, İzmit, Bandırma ve Haliç çok kirli

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Halil İbrahim Sur, 2009 yılında Marmara ve boğazlardaki ölçümlere göre Marmara Denizi’nin dibinde yaşayan vatoz ve berlan türlerinde kurşun kirlenmesi görüldüğüne dikkat çekerek Gemlik, İzmit, Bandırma körfezleri ve Haliç’te de kirlilik uyarısı yaptı.

Kurşun oranı çok yüksek

Cumhuriyet Gazetesi’nden Özlem Güvemli’nin haberine göre Prof. Sur, Küçükçekmece, Tekirdağ, Gemlik, İzmit, Bandırma, Erdek, Marmara Adası, Kapıdağ Yarımadası ve Çanakkale girişindeki 16 trol istasyonunda dip balıklarında inceleme yaptıklarını ve kurşun oranının Su Ürünleri Yönetmeliği’nde belirlenen oranların çok üstünde olduğunu da söyledi. Sur, tabanda yaşayan vatoz ve berlanın yüksek oranda kurşun içerdiğine dikkat çekerek daha çok tükettiğimiz balıkların üst tabakada yaşam alanı bulduğunu ve kurşun kirliliklerinin daha düşük olduğunu belirtti. Yazının devamını oku »





Akdeniz’de alarm

23 09 2010

DÜNYANIN en zengin su altı bitki ve hayvan zenginliğine sahip Akdeniz’deki yaşamın dünyanın diğer yerlerinden çok daha fazla tehdit altında olduğu ortaya çıktı. 80 ülkeden 2 bin bilim insanının 10 yıldır görev aldığı, dünyanın denizdeki yaşam konusundaki en büyük küresel araştırması ‘Deniz Canlıları Sayımı’na göre yaşam ortamı kaybı, kirlilik, aşırı balık avı ve iklim değişikliği dünyanın en büyük kapalı denizinin tehlikeli eşiğe gelmesine yol açtı. Araştırmada Akdeniz’de diğer tehdit altındaki denizlerden üç kat daha fazla istilacı türlerin bulunduğu belirlendi. Akdeniz’de 17 bin tür yaşıyor. En büyük tehdit yoğun kirlilik ve kimyasal madde akışı nedeniyle oluşan ve yaşamı tehdit eden toksik denizaltı yosunları. Aşırı avcılık yüzünden ton balıkları tükeniyor. Denizanalarının sayısı bu yüzden artıyor ve bu da denizaltındaki diğer türlerin yol olmasını hızlandırıyor.






Okyanuslarda korkutan gelişme

23 09 2010

A.A

Okyanuslarda korkutan gelişmeOkyanuslardaki bezin zincirinin temel önemdeki halkası olan, yeryüzündeki yaşamın devamı açısından da kilit öneme sahip olan bitkisel planktonların (fitoplankton) hızla azaldığı belirlendi.
Nature dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, dünya okyanuslarında yaşayan bitkisel plankton seviyesi 1950’li yıllara göre yüzde 40 oranında azaldı.
Oldukça küçük, mikron boyutlarındaki planktonlar, denizlerdeki besin zincirinin en alt halkalarından birini oluşturuyor ve dolayısıyla, denizdeki birçok canlı türünün devamı açısından kilit öneme sahip. Bu canlılar, karadaki yaşam üzerinde de önemli bir etkiye sahip. Çünkü bu canlılar, atmosferdeki oksijenin üretiminin yarısının kaynağı. Bu canlılar, atmosferdeki karbondioksidin emilmesinde de önemli bir role sahip.

“KAYGI VERİCİ”

Yazının devamını oku »





Marmara ve Karadeniz’den kötü haber

23 09 2010
DHA22 Mart 2010
Deniz Temiz Derneği/TURMEPA’nin, Yapı Kredi Bankası sponsorluğunda yürüttüğü ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın da destek verdiği, “Sınırsız Mavi” projesinin Trabzon ayağı Halk Eğitim Merkezi’nde düzenlenen toplantıya, Orta Öğretim Genel Müdürlüğü Şube Müdürü Kasım Çomarlı, TURMEPA Genel Müdür Yrd. Dr. Julide Ergin ve Yapı Kredi Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projeleri Yöneticisi Nurcan Erhan ile öğretmenler katıldı.
“Oksijen 0’a yaklaştı!”
Programın açılış konuşmasını yapan Yrd. Doç. Dr, Ergin, çeşitli araştırmalardan örnekler verdi ve şunları söyledi: “Yapılan bir araştırmaya göre Karadeniz ve Marmara’da göre 1980’lerde avlanıp da satılan balıklardan bugün 114’ü yok. Denizlerin oksijen oranına baktığımız zaman, ki aynı şeyi Marmara ve Karadeniz için de söyleyebiliriz, neredeyse 0’a yaklaşmış durumda” dedi. Arıtma tesislerine de dikkat çeken Ergin, “3 bin 227 belediyenin yüzde 80’inin atık arıtma tesisi çalışmıyor ya da yok. Bizim AB kriterlerine uyabilmemiz için 2023 yılına kadar belediyelerin harcamaları gereken para 88 milyon Avro.”
Erhan: “Karadeniz’e her yıl 110 bin tondan fazla petrol karışıyor!”
Yapı Kredi Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projeleri Yöneticisi Nurcan Erhan ise, 17 Avrupa ülkesinin büyük bölümünün ürettiği atıkların Karadeniz’e döküldüğünü ifade ederek, “Sanayi atıkları kanalizasyon, türevleri ile birlikte petrol ve diğer kimyasal maddeler, nehirler aracılığıyla Karadeniz’e ulaşıyor. Araştırmalara göre Karadeniz’e her yıl 110 bin tondan fazla petrol karışıyor” dedi.
Son olarak söz alan Orta Öğretim Genel Müdürlüğü Şube Müdürü Çomarlı ise,  “Kamuoyunda  davranış değişikliği yaratmanın en önemli yollarından biri de eğitim. Her konuda olduğu gibi çevre konusunda da eğitim noktasında ne kadar eğitim verebilirsek onları o kadar geleceğe hazırlamış oluruz diye düşünüyoruz” diye konuştu.
Sınırsız Mavi Projesi, öğretmen ve öğrencileri kapsayan iki aşamalı bir eğitim programından oluşuyor. Proje çerçevesinde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okulların öğretmenlerine verilen eğitim neticesinde, öğrencilerin de denizlerin korunması konusunda bilinçlendirilmesi hedefleniyor. Bugüne kadar 8 bin 565 okulda, 14 bin 943 öğretmene ve 4 milyon 200 bin öğrenciye ulaşıldı. Projenin hedefinin ise, 300 bin öğretmen ile 6 milyon 600 bin öğrenciye ulaşmak olduğu açıklandı. Proje Trabzon’da il merkezi ile  ilçelerde 4’er gün sürece

Marmara ve Karadeniz’den kötü haberDHA22 Mart 2010
Deniz Temiz Derneği/TURMEPA’nin, Yapı Kredi Bankası sponsorluğunda yürüttüğü ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın da destek verdiği, “Sınırsız Mavi” projesinin Trabzon ayağı Halk Eğitim Merkezi’nde düzenlenen toplantıya, Orta Öğretim Genel Müdürlüğü Şube Müdürü Kasım Çomarlı, TURMEPA Genel Müdür Yrd. Dr. Julide Ergin ve Yapı Kredi Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projeleri Yöneticisi Nurcan Erhan ile öğretmenler katıldı.
“Oksijen 0’a yaklaştı!”
Programın açılış konuşmasını yapan Yrd. Doç. Dr, Ergin, çeşitli araştırmalardan örnekler verdi ve şunları söyledi: “Yapılan bir araştırmaya göre Karadeniz ve Marmara’da göre 1980’lerde avlanıp da satılan balıklardan bugün 114’ü yok. Denizlerin oksijen oranına baktığımız zaman, ki aynı şeyi Marmara ve Karadeniz için de söyleyebiliriz, neredeyse 0’a yaklaşmış durumda” dedi. Arıtma tesislerine de dikkat çeken Ergin, “3 bin 227 belediyenin yüzde 80’inin atık arıtma tesisi çalışmıyor ya da yok. Bizim AB kriterlerine uyabilmemiz için 2023 yılına kadar belediyelerin harcamaları gereken para 88 milyon Avro.”
Erhan: “Karadeniz’e her yıl 110 bin tondan fazla petrol karışıyor!”
Yapı Kredi Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projeleri Yöneticisi Nurcan Erhan ise, 17 Avrupa ülkesinin büyük bölümünün ürettiği atıkların Karadeniz’e döküldüğünü ifade ederek, “Sanayi atıkları kanalizasyon, türevleri ile birlikte petrol ve diğer kimyasal maddeler, nehirler aracılığıyla Karadeniz’e ulaşıyor. Araştırmalara göre Karadeniz’e her yıl 110 bin tondan fazla petrol karışıyor” dedi.
Son olarak söz alan Orta Öğretim Genel Müdürlüğü Şube Müdürü Çomarlı ise,  “Kamuoyunda  davranış değişikliği yaratmanın en önemli yollarından biri de eğitim. Her konuda olduğu gibi çevre konusunda da eğitim noktasında ne kadar eğitim verebilirsek onları o kadar geleceğe hazırlamış oluruz diye düşünüyoruz” diye konuştu.
Sınırsız Mavi Projesi, öğretmen ve öğrencileri kapsayan iki aşamalı bir eğitim programından oluşuyor. Proje çerçevesinde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okulların öğretmenlerine verilen eğitim neticesinde, öğrencilerin de denizlerin korunması konusunda bilinçlendirilmesi hedefleniyor. Bugüne kadar 8 bin 565 okulda, 14 bin 943 öğretmene ve 4 milyon 200 bin öğrenciye ulaşıldı. Projenin hedefinin ise, 300 bin öğretmen ile 6 milyon 600 bin öğrenciye ulaşmak olduğu açıklandı. Proje Trabzon’da il merkezi ile  ilçelerde 4’er gün sürece





İstanbul’da deniz kirliliği

26 01 2009

İstanbul’da deniz ve Boğaz kirlenmesine neden olan unsurların başlıcaları şunlardır: Kaynağı uluslararası ve ulusal olan sanayilerden ileri gelen Karadeniz vasıtasıyla Marmara Denizi ve Boğaz’a taşınan ve deşarj edilen endüstriyel atıklar; karasal kaynaklı (evsel) kirlilik; ve Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı’nda yapılan deniz taşımacılığından meydana gelen kirlilik …

Kaynağı ne olursa olsun, günümüzde İstanbul’un denizlerinde görülen çevresel bozulma, bölgenin ekolojik dengesini bozarak denizdeki canlı kaynakların yaşam alanlarını tahrip etmiştir, Bunun sonucunda balık türleri ve sayıları ile beslenmesi buna bağlı olan deniz memelileri ciddi biçimde azalmıştır. 30 yıl önce İstanbul Boğazı’nda yaklaşık 60 balık türü yaşarken bu sayı günümüzde 20’ye düşmüştür.

Çevre ve Orman Bakanlığı’nın 2005 tarihinde hazırladığı İstanbul Çevre Durum Raporu’na göre Marmara Denizi kıyı kesimi, koyları ve körfezleriyle birlikte yoğun bir kirlilik tehdidi altındadır. Kirlenmenin ana nedeni olarak karbon, azot ve fosfor gibi besin maddelerinin bu denizde aşırı birikmesi gösterilmektedir, Bu olay, Marmara’nın çeşitli yerlerinde gözlemlenen oksijen azalmasıyla sonuçlanmaktadır. Marmara Denizi’nde kirlilik artık gözle görülür bir boyuta ulaşmıştır. Karadeniz’den gelen yıllık 660 milyar m3 su girişi, Marmara Denizi’nin üst tabakasının her 3 ile 6 ayda bir değişmesine neden olmaktadır. Akdeniz kökenli alt suların yenilenmesi ise her 5 ile 7 yılda bir gerçekleşmektedir. Yapılan çalışmalara göre Marmara’nın tropik durumu, Ege Denizi’nden gelen veya kara kökenli kirliliğe kıyasla, Karadeniz’den daha fazla etkilendiğini göstermiştir.

Karadeniz’deki Dinyesper ve Tuna gibi nehirlerden ve Ukrayna, Bulgaristan ve Romanya sahillerinden gelen seyrelmiş atıksular istanbul Boğazı üzerinden Marmara Denizi’ne taşınmaktadır. Ayrıca Karadeniz’deki yaklaşık 2gC/m2/güne ulaşan birincil üretimden kaynaklanan büyük miktarlarda plankton da Marmara’ya taşınmaktadır. Yüksek üretim hızından kaynaklanan tortuların çökelmesi ve metabolize olması, Marmara’nın alt tabakasında çözünmüş oksijen konsantrasyonlarının 2 mg/l’nin altına düşmesine neden olmaktadır. Yapılan araştırmalarda İstanbul Boğazı’na Marmara Denizi’nden gelen kirlilik değeri bir birim ise, Karadeniz’den gelen kirlilik miktarı 20 katı olduğu belirlenmiştir.








Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 80 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: